Elmalı Kurabiye Şeysi...
Elmalı kurabiye Aksiyonu 1. Gün
aslına bakarsanız herşey masum bir elmalı kurabiye aşermesi sonucu başladı...hiç aklımda yokken birden bire tv.da gördüğüm muhteşem kurabiyeler sebebiyle yıllardır bu amaçla uğramadığım mutfak bölümüne koşar adım duhul eyledim
bakınız bi şey itiraf ediim ben mutfakta yapılabilecek şeyler konusunda pek fikir ve tecrübe sahibi değilim ;kek yapmak için her seferinde annemi arar söylediklerini asla bi yere not etmez hemencecik de unuturm tarifi...
tabi 5 yıllık zorunlu antalya ikametimde toplasanız 5 adet kek yaptım ve onları üstüste koyduğumda kalınlıkları 1 normal kek etmez. Ama kimse bana kabartma tozunun icat edildiğini söylemedi ki?
misal hep aynı yemeği yaparım ben özel günlerde pilav ve tavuk kombinasyonu ki bu geçenlerde kargo ile gelen banvit plaketini de açıklıyor zannımca.
neyse ne işte yarenler daldım mutfaktan içeri hemen yıllar önce bi hezimet anında edindiğim yemek kitabını aldım elime karıştırdım buldum elmalı kurabiye sahifesini koşa koşa bakkla gittim gerekli malzemeyi aldım kitaptan okuya okuya istedim bakkal abiden manava gittim elma aldım ve koşar adım eve döndüm. sonuç olarak elmalı kurabiye mevhumunun aslında ne kadar yorucu bişey olduğunu görüp bu aksiyonun 2 güne yayılmasına karar verdim ve kurabiye yapım aşamasını ertesi güne erteleyip tekrar tv. Karşısında boşalttığım koltuğuma soğumamış olması ümidi ile geri döndüm
Elmalı kurabiye Aksiyonu 2. Gün
akşam eve geldim harap bitap şekilde ve yorgunluktan mutfağın kapısını es geçtim
3,5 saat süren bütçe görüşmeleri yeryüzünü excel kareleri halinde bölünmüş olarak görmeme sebep olmuştu
Elmalı kurabiye Aksiyonu 3. Gün
akşam eve geldim alegria aradı sıcak şarap içip dedikodu yapmaya gittik
Elmalı kurabiye Aksiyonu 4. Gün
artık kaçacak gücüm kalmamıştı. Mutfağa girdim.kitaba sadık kalarak son 1 cümle kalıncaya kadar mektep medrese görmüş okuduğunu anlayan bi kadın olarak her emri harfiyen uyguladımtaa ki son cümleye kadar. bakınız önceden belirteyim bendeniz İktisat okudum ondan sebep banim için rakam,sebep sonuç,istatistik vb. veriler önemlidir.
neyse şekillendirdim ben bu kurabiyeleri hatta bi tanesini kalp şeklinde bilem yaptım neyse dizdim tepsiye soonacııma kitaba baktım ve işte can alıcı son cümle:
'önceden orta hararette ısıtılmış fırında üstleri pembeleşinceye kadar pişirin.''
neeee? Ne bu şimdi ? Bi ton soru üşüştü beynime
1- önceden ne kadar öncedendir?
2-15 dak yeterince önceden midir 3-yoksam 2 gün önceden mi öncedir?
4-orta hararet kaç santigrat derecedir?
5-su 100 derecede kaynıyorsa kurabiye 500 derecede pişer şeklindeki orantım doğru mudur,?
6-bu yemek dünyasını allak bullak eden pembeleşme kavramını kim bulmuştur?
7-neden ben ne soğanda ne kurabiyede ne de muhtelif hububatta bu pembe rengi bi türlü kavrayamıyorum
8-şanel pembe bi renk midir yiyecek midir?
sadece ilk aklıma gelenleri yazdım sevgili okur, zira seri saçmalama konusunda ne kadar yetenekli olduğumu hepiniz biliyorsunuz
attım fırına kurabiyelerimi ve o an verdiğim bi kararla 250 derecede 50 dak benim önceden ısıtılmış orta hararet ve pembe kavramlarımı oluşturdu
sonuç mu?
fırından gelen yanık kokusu neticesinde 25. dak.da çıkarmak zorunda kaldım fırındaki tepsiyi
elmalı kurabiyelerim elmalı kraker olmuştu. Bi tane tattım evet tadı aynı hatta biraz da yanık bi aroma süper, pilavın da dibi tutmuşunu severim ben misal
Sonuçta huzuuur içinde görevimi tamamladııma kanaat getirdim...zira türk mutfağına yeni bi tat kazandırmıştım
huzurla geri döndüm koltuğuma, LCD televiyon aldım ben,çok güsel oluyo maç seyretmesi
Kulakmemesi Kıvamında...
Yeşilçam Klasikleri.
Görülmelidirler. usanmadan bi kaç yüz kez görülmelidirler ve her görülüşlerinde konuya göre gülünmeli ağlanmalı ya da peş peşe her ikisi de yapılmalıdır. Ayrıca muhabbet ortamında mutlaka ünlü replikleri cümle içinde kullanılmalı, o an anlamayan olursa derhal arkadaşlık kesilmelidir.
Not:Parantez içleri filmlerin unutulmaz replikleri ile doldurulmuştur,hatırlatma baabında...)
Saygılarımla,
1-Çiçek Abbas : ( ŞŞ: Şoförsen bas gaza,aşıksan vur saza... )
2-Neşeli Günler: (ŞŞ : -Seviyorum,Veriyor musun?-Ağlıyorum,veriyor musun?)
3-Bizim Aile : (M.Ö : -Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmaz! Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saaddeti çok gören! Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. Hıh! Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi büyüksün? Hayır ben büyüğüm, ben, Yaşar Usta! Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok! Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? Dokunma artık aileme! Dokunma çocuklarıma! Dokunma oğluma! Dokunma gelinime! Eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar Usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni! Anlıyor musun? Vururum ve dönüp arkama bakmam bile! ) ((Şerefsizim ezberimden yazdım...))
4- Şekerpare : (YÖ:Nah peyker,hapı yuttun namussuz ziver...)
5-Hababam Sınıfı : (Muhtelif : Kaçın çocuklar Mahmut Hoca...tın tın tını tını tın tın tını tın tın tın tın...)
6- Hababam Sınıfı Uyanıyor : (DD:Gidip de dönmemek var,dönüp de bulmamamak var -TH : İnşallah...)
7-Uçurtmayı Vurmasınlar : (-B: Neden uçmuyor, İnci?)
8-Büyük adam küçük Aşk : (ŞG: Lütfen,megri...)
9-Tosun Paşa : KS:Lütfücüüm, her şeyi yapıyorum da bi tek gözlerimden ateş çıkartamıyorum...
10-Selvi Boylum Al Yazmalım : (TŞ:Sevgi neydi?)
uzun ara...uzak ara...
Ben geldiiim...
Her sabah eve uzaklığına küfür ederek tam 623 adım yürüyor ve servis durağında bekliyorum işe gidebilmek için. Çünküm hay o güne lanet olsun ki; ben şehre 50km. Uzakta bir otelde çalışıyorum. Neyse işte her sabah lanet olası bi kadının susmak bilmeyen çenesine katlanıyorum. Sürekli konuşuyor sayın okur, hakaten ve içi bomboş cümlelerle benim patlamayan afyon keseciğimi uyarıyor. Sürekli 6 yaşındaki oğlundan, ona kusursuz babalık, kendisine kusursuz kocalık eden adamdan bahsediyor. Sonra pisikolojik destek alan kardeşinden ki pisikolojik destek almanın ne kadar normal bir modern insan ihtiyacı olduğunu da parantez içinde belirtir ki dinleyenler tırsmasın. Neee? Deli işte kardeşin, bildiğin deli, dr.una bile gidiyo… Ne var ki bunda kabullenemeyecek? Diye avazım çıktığı kadar bağırmak istedim bu sabah… yarebbim, yardım et…
Pisiklet almak istiyorum değerli okur, ya da kullanılması için ehliyet gerektirmeyen bir alet yani. Çünküm ben tembelim… Bu pisikletlerin
(-ki babaannem velespit derdi daha çok seviyorum o kelimeyi) elektrinkle gidenini icat etmiş caponnar onlardan alcam. Sona düştüm mü kafayı gözü yarmayacak cinsinden alıcam ki hayatımın geri kalan yıllarını belden aşağısı tutmayan elizabet teylır gibi geçirmiim di mi?
Bi de şu buloklara resim koyma mevzusuna kılım ben... Zamanında şeytana uyup koymuşluğum var lakin,acemiydim o vakitler
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
D.günü Şeysi...
-küçükhanım bişey sorabilir miyim? burdaki koyu renk yazılmış kelimelere dikkat buyurunuz sayın okur...allahım....allahım... yıllardır duyduğum en güzel sıfat tamlaması,(bu arada dil bilgisi derslerimi de ihmal etmiyorum farkındaysan okur kitle)
ah amcacımm... bakmam mı? sen bana küçük hanım dersin de ben sana bakmam mı? kölen olurum kapında yatarım ben senin yahu?
bütün küçük hanımlığımla ayıptır söylemesi amcaceyizime dönüp dedim ki:
-buyrun, tabi?(yaw bunu söylerken beni görmeliydiniz,belgin dorukla,filiz akın arası bişey olmuştum...)
-Bunların hangisi maydanoz?
-şu soldakiler efendim...
-peki bana bi demet seçer misiniz küçük hanım?
(ah, seçmem mi? ben sana maydanoz tarlası satın alırım dedelerin gülü?)
Verdim amcama seçtiğim en yeşil, en taze, en güzel maydanoz demetini. Mutlu mutlu bakıştık bi kaç saniye. sonra amca kasaya doğru süzülüverdi.... Masal da burda bitti...
Böyle oldu yoldaşlar,29 yaşımın arife günü küçük hanım sözünü şahsıma yöneltilmiş olarak duyunca bi karış yükseldim yerden valla billa...
Türkiyede Türkçe Sözlü Rock Müzik Sorunsalı üzerine bir deneme
Şimdi şöyle oldu yoldaşlar,
Ben dün gece 3 adet hatun ile beraber Antalyanın Ecnebi müzik yapan tükkanlarından birine gittim ki yaş olarak 3. sıradaydım, genç sayılırdım yani.( bu cümlenin önemini ilerleyen satırlarda anlayacaksınız...)
Girince dedim ki tamam burası güsel yer, gençliğimi hatırlatır, 80’ler-90’lar, geçtik oturduk koltuklara, sonra saat 23:00 civarı böyle yerlerin geleneği bize yaslanmak için yüksek bi masa gösterdiler,itaat ettik garson abiye,geçtik gösterdiği yere...
Tesadüfen tanıştığımız çalgıcıların hem çalıp hem söyleyebilen ekip başına dedim ki,’’siz çıkmadan bizim bi şarkı isteğimiz olacak, bi bakıverin, eğer çalamayacaksanız; değiştirelim güzelim şarkı zayi olmasın’’ dedim. Yazmıştım bi peçeteye gösterdim, (ki cenazemde çalınası türküler listesine ekledim ben bu güzel türküyü ilgilenenlere duyurulur)
Neyse ‘kırmızı buğday’ bas ve elektro gitarla çalınabilen bi şarkı değil dedi bana abi... sanırım bıyık altından gülüyordu, bak şimdi daha net hatırlıyorum...
Yazdık işte bi şarkı ‘seninle ya da sensiz’ sever idim gençken, baktım hala seviyormuşum. Sonra birden tanıdık bi sima gördüm gibi geldi, Taylancım Bey idi gördüğüm. Neyse dedim, ben de kendisine kafi derecede ayıp etmiş bi şahsiyet olarak, ‘’nerdesin kız sen? Arıcam diyosun aramıyosun...’’ konu başlıklı fırçayı da göze alarak, yanına süzüldüm. Bi müddet masadakilerin bize manasız gözlerle bakmasını sağlayacak ama ikimizin çok eğlendiği ‘tanışabilir miyiz?’ geyiğinden ve akabinde paşa paşa fırçamı yedikten sonra kendimi genç hissettiğim kızlar masasına geri döndüm.
Sonra ne mi oldu? Şu oldu: Birden çalgıcı abiler ‘Laura Brannighan’ adlı ablanın ‘Self-Control’ isimli şarkısını çalmaya başladılar ve ben şarkının ortalarında yarenim insan Tülün’ün uyarısıyla kendime geldim: -‘Kızım şarkıyı ezbere bildiğini belli etmesene?’ Hayıııııııııııırrrrrrrrr.!!!!!!!! Şarkının bitmesine bi kaç kuple kalmıştı ve bişeyler yapmak için artık çok geç kalmıştım... Hahaaaaaaaahyyyyyyyyyırrrr.... Evet ben..!!!
ooo-ooo-ooo-ooo- you take my self you take my self control...
Artık olan olmuştu,tüm boyanmama rağmen 80’ler ve 90’lar da ilk gençliğimi yaşadığım ve retro suyuyla vaftiz edildiğim ortaya çıkmıştı... Yenilmedim,kendi kendime bi sonraki parçaya şartlar ne olursa olsun eşlik etmek için söz verdim. Alkolün etkisi mi yoksa benim balık hafızam mı emin değilim, şimdi sadece bi sıfat tamlaması hatırlıyorum şöyle bişeydi sanırım’eski köprünün altında’...
Yahu 70 ve 80 yılları arasında doğmuş ve bu şarkıyı bilen biri varsa elime mum diksin... Bilmiyorum , bilmiyorum...
Koşarak Taylancım bey’in masasına duhul oldum yine, dedim ben self control’ü ezbere biliyorum, içime su serpen bi açıklaması oldu kendisinin: ‘’üzülme, dönemin şartları bunu gerektiriyordu, hepimiz biliyoruz !’’ dedi sağolsun.
Ama dedim ‘’daha bitmedi, akabinde çalan şarkıyı bilmiyorum...’’ ah ki yarenler kendisi yüreğime kara saplı bi bıçak saplayarak şu cümleyi zerk eyledi beynime : ‘’ben nakaratını biliyorum...’’
Bu sabah anladım ki ben artık yaşlıyım...
Ooo-ooo-ooo-ooo
You take my self-control...